AMASYA VE İLÇELERİNİN İNTERNET GAZETESİ
 
 

ANASAYFA

 

 

Bilal GÜLEY  

bilal@bilgigazetesi.com

İt ürür kervan yürür?

(25.04.2008)

Merzifon’da hep güzel bir şeyler yapılıyor ama ne hikmetse hep güzel şeyler yapanların ayağına çelme takmaya çalışanlar ortaya çıkarak karınca kararınca meyve veren ağacı taşlamaya başlıyorlar.
Ben her zaman şunu söylemiştim ve bunun da hep arkasında oldum olmaya da devam edeceğim. Kim Memleketime bir çivi çakıyorsa siyasi kimliği, mezhebi, veya kişiliğini hiç gözetmeden karşısında düğmemi ilikledim ve iliklemeye de devam edeceğim. Her zaman iyinin ve çalışanın yanında oldum olmayı da sürdüreceğim. Bundan rahatsız olanlara da kulak asmıyoruz, asmayacağız da.
Son yıllarda özellikle meslek grubumuzda yaptığımız atılımları içine sindiremeyen bazı şahısların her yerde bizleri karalamalarına bir anlam veremiyoruz. Bizim çizgimiz, yayın politikamız bellidir. İyinin, çalışanın, üretenin hep yanında olduk, bunu içine sindiremeyenlere baktığımızda her gün farklı birimlerle münakaşalı, resmi daire ve kurumlara karşı kalemini silah olarak göstererek aklı sıra bir şeyler yaptığını zanneden meslektaşlarımızın mesleğimize ne kadar kara leke sürdüğünün farkında bile olmaması da bizleri ayrıca üzmektedir.
İlçemiz’de beş adet yerel gazete bulunmaktadır. Merzifon’da basın gücünün %40’ının bize ait olmasına rağmen Bilgi Gazetesi ailesi olarak hiçbir zaman topluma karşı olan mütevaziliğimizden kimseye taviz vermedik. Vermeyeceğiz de, ama birileri çıkıyor kalemini göstererek resmi daire ve özel kuruluşlarda, eğitim kurumlarında dananın altında buzağı arıyorlar. Bu mudur gazetecilik anlayışınız. Bu mudur sizin insanlık anlayışınız. Türkiye’de son günlerde patlamaya yüz tutan konuların üstü kapatılmaya çalışılırken, sizler hangi cesaretle burada ayrımcılığa çanak tutmaya çalışıyorsunuz. Sizin keyfiniz için veya üç-beş kişiyi mutlu etme uğruna meshep ayrımcılığı yapmanıza müsaade edemeyiz.
Gazetecilik bu kadar kolay bir meslek değildir. Bizler bu mesleğe 25 yılımızı verdik. Bizim altyapımız olmasına rağmen sizin kadar keyfe keder haberleri yapacak kadar …. değiliz. Sizlerin yaptığı bu meslek grubuna da tepeden inme veya ithal edilmiş meslek grubunda idarecilik yapan perişan – zavallı, çaresizliğinizden dolayı da üzülmemek elde değildir. Bizim mesleğimizin özelliği kaleminin göstererek milleti kullanmak değil, memlekete nasıl faydalı oluruz özü yatmaktadır. Ama zavallı kardeşlerim çaresizlik içinde meyve veren ağaçları taşlamaya devam etmektedir. Bu da kimsenin umurunda değildir. İt ürür kervan yürür. Bu kervanın önünde kimse duramaz. Bu kervanı durdurmaya cesareti olmayanların arkamızdan karanlık işler çevirmelerine bir anlam veremiyoruz. Delikanlı insan her şeyini açıktan açığa yapar, delikanlı dürüst olmayanlarda perde arkasında senaryo hazırlamaya devam eder. Hiç kimsenin başkalarını karalamaya hakkı yoktur. Önce kendi eteklerindeki taşları döktükten sonrada başkaları hakkında fikir alış-verişinde bulunsunlar. Bize karşı karalama yapmaya çalışanların geçmişlerini ve Merzifon’a nasıl geldiklerini bizler çok iyi biliyoruz. Geldikten sonraki hal ve hareketlerini, yaşam tarzlarını bir kez daha gözden geçirmelerini istiyoruz. Bizler işimizi hep daha güzel daha kaliteli nasıl yapabiliriz peşinde koşarken, birileride bizim hızımıza yetişemeyeceğini hissedince “kedinin yetişemediği cigere mındar “ demesi gibi bizi yıpratmaya çalışmanın bir anlamı yoktur.
Merzifon’da 17 kişiye iş imkanı sağladık. Bundan da büyük gurur duyuyoruz. Acaba sizler kaç kişi çalıştırıyorsunuz. Tabii ki aile fertlerini saymayalım. Evet Merzifon’da ve hatta Amasya’da ilk renkli gazeteyi biz çıkartıyoruz, varmısınız hadi siz de çıkartın o zaman bizimle aşık atmaya kalkışın. Tabii ki sizin bu işleri yapmak yerine dedikodu üretmeyi tercih ediyorsunuz. Elbette o daha kolayınıza geliyor. Niye çevrenizdeki üç-beş insanı mutlu etmeniz sizi keyiflendiriyor. Geçici keyiflenmelerin bedeli elbette birgün ağır olacaktır. O zaman arkanıza baktığınızda yanınızdaki üç-beş kişide bulamıyabilirsiniz.
Bilgi Gazetesi ve diğer gazetelerimizle birlikte kendimize hergün yeni hedefler koyarak çok yakında bölge gazetesi olma yolunda çalışmalarımız devam etmektedir. Bizler fitne fesatlıktan yana değil, çalışmaktan, üretmekten yana olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Koyduğumuz bütün hedeflere ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bazı çatlak sesler duyuyoruz ama “it ürür kervan yürür “ diyerek hergün işimize yeni heyecanla devam ediyoruz. Meslektaşlarımız bizim Amasya Bölgesinde üç tane gazetemizin olmasını içine sindiremiyorlar. Çalmıyoruz, çırpmıyoruz, kalemimizi göstererek birileri gibi kaleminde gölgesinde yaşamıyoruz, hep çalışıyoruz ve çalışarakta üç değil yakında bu sayımızda olacak artışlara birilerinin kalbi dayanacak mı doğrusu merak ediyoruz.
Bizi arkadan vurmaya çalışan meslektaşlarımız Bizim Bilgi Gazetesini satın almamızı ve Amasya’da İlk renkli gazete olmasını içlerine sindiremiyerek Gazeteyi kapattıracaklarını ve resmi ilan hakkını elinden alacakları yolunda çalışmalarının olduğunu bilmekteyiz. Kanunun karşısında boynumuz kıldan incedir. Adaletin kestiği parmak bugüne kadar hiçbir zaman acımadı ve bundan böylede acımayacakta. Ama bazen atlar tepişir eşekler zarar görürse bunun hesabını da herhalde birileri birilerine verir. Bırakın arkadaşlarım bizimle uğraşmayı, biz artık büyüdük, büyümeye de devam ediyoruz, sizin gücünüz bize yetmez, gücünüzün yeteceği bir sürü masum insanlar var sizler ancak onlara zarar verebilirsiniz. Kendi pis kokularınızı lütfen dışarı çıkartarak milleti zehirlemeye hakkınız yoktur. Biz isteriz ki cesaretiniz ve beceriniz varsa sizlerde gazetelerinizi renkli çıkartın güzel bir rekabet yapalım. Şimdi rekabet yapacak bir gazete olmadığı için kendimi suçlu hissederek kendi kendime sitemde bulunarak neden hep en iyisini yapıyorum deyip kendimle kavga bile etmiyor değilim. Refiklerimize baktığımda Amasya haberleri, Tokat haberleri, Samsun Haberleri, internet haberleri arkadaşlar halinize kargalar bile güler, benle bu şekilde rekabet şansınız yok. Samsun, Çorum, Tokat haberleriyle mi vasıf alacaksınız, vallahi bu vasıf hangi bakkaldan veya marketten alınıyorsa bizde üç-beş kiloğram alalımda mutfaktaki buzdolabımızın buzluğunda saklayalım ki bozulmasın. Sizler hep kendinize iğneyi başkalarına çuvalduzunu batıyorsunuz, birde tersini yaparsanız o zaman doğruları ve doğru yolu bularak kabuğunuza çekilip işinize bakarsınız. Başkalarının işine burnunuzu sokarsanız elbette bazen fareler aç kalınca kulak ve burunlara saldırmaktadır. Sizler uyurken, kulak veya burunlarınızdan farelerde nasibini alabilir. Biz Merzifon ve Amasya’da artık markayız. Bizi artık Dünya takip ediyor ya sizi...  Sadece Amasya, Tokat, Çorum ve Samsun haberleriyle 1-1.5 sayfa reklamlarla gazete çıkarıyorsunuz.
Bilal GÜLEY

 

 

Hamamözü Tarihi Günlerinden Birisini Daha Yaşadı…
(15.04.2008)


Hamamözü’nde Her yıl Geleneksel Hamit Kaplan – Adil Candemir Karakucak Güreş Müsabakalarının yapıldığını herkes bilmektedir. Özellikle Temmuz – Ağustos Aylarında yapılan bu etkinliklerde gerçekten de Hamamözü’ne belki 5-6 bin kişi gelmektedir. Hamamözülü esnaflarında büyük hazırlık yaptığı bu etkinlikler senede bir-iki gün yaşanmaktadır.
Bu kalabalıklara alışan Hamamözülü vatandaşlarımız dün yine bir ilki yaşayarak tarihi günlerinden birisini daha yaşamanın mutluluğu içindeydiler. Dün Beklide Hamamözülü esnaf ve vatandaşların hiç ümit etmedikleri Emniyet Amirliklerinin açılış programı vardı.
Hamamözülü vatandaşlarımızın bu mutlu günlerinde kendilerini Ak Parti Amasya Milletvekili Akif GÜLLE, Amasya Valisi Mehmet Celaleddin LEKESİZ, İl Jandarma Alay Komutanı İhsan SARI, Amasya Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin AKSU, Amasya Ağır ceza reisi Halis Selçuk EZBEN, Merzifon Kaymakamı Kazım TEKİN, Gümüşhacıköy Kaymakamı ve Hamamözü Kaymakam vekili Muhittin GÜREL, Göynücek Kaymakamı Levent ÖZTİN, Amasya İl Emniyet Müdürü Mustafa DEMİROK, Amasya Belediye Başkanı İsmet ÖZARSLAN, Merzifon Belediye Başkanı Mehmet Kadri AYDINLI, Gümüşhacıköy Belediye Başkanı İsmail UYSAL, Gümüş Belediye Başkanı Mustafa SAATÇİ, Hamamözü Belediye Başkanı Süleyman ŞİMŞEK, Gümüşhacıköy Emniyet Amiri ve Hamamözü Emniyet Amir Vekili Mevlüt AKKAYA’nın yanı sıra çok kalabalık davetli topluluğu da hazır bulunarak yalnız bırakmadılar.
Hamamözü tarihine baktığımızda 1881 yılında Gümüşhacıköy İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı olarak Çay köyünde Jandarma Karakolu kurularak Hamamözü asayişi buradan idare edilmekteyken 1910 yılında Hamamözü nahiyelik ünvanına kavuşurken, ilk karakolda o tarihte kurulmuş. 1991 yılında ilçeye dönüştürülen Hamamözü’ndeki hizmetler 1998 yılına kadar karakoldan yapılırken 1998 tarihinde kurulan İlçe Jandarma Komutanlığı merkez ve köylere hizmetini sürdürmekteydi.
5264 nüfusa sahip olan Hamamözü’nde 1470 kişi merkez de yaşamını yürütmektedir. 4 Mahalle ve 19 Köyü bulunan Kaplıcalar diyarı Hamamözü ilçemiz artık bugünden itibaren Köylere Hizmet götürme birliğine ait atıl durumdaki pansiyonda yapılan güzel bir restorasyonla 20 kişilik personeliyle birlikte Emniyet Amirliğine de kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.
Er meydanlarının yatağı olan Hamamözü’ne Emniyet amirliğiyle birlikte canlılığın gelmesi kadar güzel bir şey olamaz. Ama bazı şeyleri yaparken altyapının da çok iyi olması gerektiği kanaatindeyim. 20 kişilik personelin kalacağı ev konusu ise Hamamözü’nde en büyük sorunların başında gelmektedir. Emniyet Amirimiz değerli insan Mevlüt AKKAYA beyefendi güzel düşünerek üst kata 10 kişilik ranza koymuş ama burada görev yapmanın esas zorluğunun ev konusu olduğu da kaçınmazlar arasındadır. Temennimiz burada görev yapacak polis memurlarımıza ev bulunarak rahat etmeleri sağlanmalıdır. Yoksa burada görev yapan memurlar ya Gümüşhacıköy’den geliş-gidiş yapacaklar yad a kısa sürede başka çözümler aramak zorunda kalacaklardır diye düşünmekteyim.
Yine de Hamamözü’nde bir ilki gerçekleştirilerek Emniyet amirliğinin kurulmasında emeği geçen herkesi kutluyorum.


Yine Bir ilke imza attık
 

Yıl 1992 çok iyi hatırlıyorum. Çok sevdiğim ve değer verdiğim değerli abim bedevi KAYACAN, ve Derya Matbaası Sahibi Yılmaz KAZANCI’yla birlikte Çorum’a gelerek benimle Merzifon Sesi Gazetesinin entertip (Dizgi) işini yaptırmak için ilk çalıştığım ustam her zaman karşısında saygıyla eğildiğim Kadir SOL’un matbaasının karşısında bir kahvehanede pazarlık yapmaya başladı.
Sevgili Bedevi ağabeyim Bana Merzifon’a haftada iki gün gelerek dizgiyi yapıp gitmemi istedi. Yani ayda sadece ve sadece sekiz gün çalışmam karşılığında ne kadar maaş istediğimi sorduğumda bende doğrusu gelmek istemiyordum. Kendi kendime dedim ki havadan atayım beni Merzifon’a götürmesinler diye düşünerek Bedevi ağabeyme dedim ki abi ayda sekiz güne 3 milyon lira maaş istiyorum birde sigortamı yatırırsanız iyi olur dediğimde bedevi abi bana dönerek onun meşhir bir kelimesini kullanarak hııı hıııı başka istediğin varmı dedi. Bende teşekkür ettim. Oda bana teşekkür ederek bana cebinden bir tane kartvizitini çıkartarak Salı günü işe gelmemi söylediğimde ben büyük şaşkınlık içinde abi siz ciddimisiniz diyerek hala ayda sekiz güne karşılık verilen 3 milyon lira maaşa inanamıyordum. Çünkü bu rakam korkunç bir rakamdı. O zaman ki belediye başkanının maaşı yanılmıyorsam 2500 YTL’di.
Bedevi ağabeyyle yaklışak üç yıl güzel bir ortamda çalışmaktayken, bizim ikimizin dışında meydana gelen gelişmelerle ayrılmak zorunda kaldım. Ve Merzifon’a ilk geldiğim günden itibaren benimle çalışmak istediğini dile getiren Değerli büyüğüm saygıdeğer abim Nurettin GÜRGÜN ağabeyimle 1995 Yılının 5 Mayısında Merzifon’da ilk günlük gazeteyi çıkartarak Amasya bölgesinin ilk günlük gazetesini ilklere imza atmanın mutluluğunu hep beraber yaşadık. Değerli büyüğüm Nurettin ağabeyimle birlikte gece saat 3-4’lere kadar gazeteyi basıp ondan sonra evin yolunu tutmanın mutluluğu dünyalara değerdi. Daha sonra rakibimiz Merzifon Sesi Gazetesi de günlük hayatına başlayarak güzel bir rekabet ortamı yaparak Merzifon’a faydalı işler yaptığımıza inanıyoruz.
2004 Yılında Yine İlklere imza atarakdeğerli kardeşim, ve yoldaşım ortağım Oğuz GÜRGEN’le birlikte Merzifon’da ikinci günlük gazetemizi çıkartarak rakiplerimizin de ikinci gazete çıkarmalarını sağlayarak Merzifon’daki gazete sayısı 8’e çıkmıştı.. Ne varki rakiplerimiz 3-5 ay sonra tek tek yeni gazetelerini kapatarak eski gazeteleriyle yollarına devam ettirirken, bizler yolumuza devam etmenin mutluluğunu sizlerle paylaştık.
2006 Yılında Komşu İlçemiz Gümüşhacıköy’de de günlük olarak GÜNEBAKIŞ GAZETEMİZİ Gümüşhacıköylü hemşehrilerimizle buluşturmanın mutluluğunu taşımaktayız. Bizler her zaman rakiplerimizle değil kendimizle yarışarak gazetecilik – matbaacılık ağımız her geçen gün büyütmeye devam ediyoruz.
15 Ocak 2008 belkide Merzifon’da büyük yankı yaratan bir gelişme oldu. Hiç kimsenin beklemediği bir anda değerli hocam değerli büyüğüm saygı duyduğum Ali UZUN bana telefon ederek benimle teke tek görüşmek istedi. Doğrusu çok şaşırdım ve teoidgin olarak yanına gittiğimde Değerli hocam Ali UZUN’un bana BİLGİ GAZETESİ’ni satmak istediğini ve bunu da bana verme taraftarı olduğunu duyduğumda inanın heyecandan hocama karşı söyleyecek bir kelime bulamayarak kendisine teşekkür ederek olayın şokuna girdiğimi ve kendisinden düşünmek istediğimi belirterek yanından ayrıldım. Kısa süre sonra hocam yine yanına beni çağırarak Bilal bu gazeteyi sana vereceğim bu gazete sana yakışır sende bize layık bir şekilde bu görevi yürütürsün bizimde gözümüz arkada kalmaz dedi. Bende değerli Ali UZUN hocama söz verdim, bu gazeteyi önümüzdeki aylarda daha farklı bir şekilde kamuoyuna sunacağım dedim ve bugün Ali Hocama vermiş olduğum sözü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Bilgi Gazetesinin bugünkü sayısı Merzifon’un ilk renkli yerel gazetesi olarak okuyucularıyla buluşurken, bana bu gazetenin hazırlanmasında büyük katkı ve emeklerini esirgemeyerek evini, çocuklarını bir kenara bırakarak gece-gündüz demeden çalışarak Cumartesi günü izinli olmasına rağmen öğleye kadar evinde zor durarak işinin başında durarak işinin ne kadar ciddi ve önemli olduğunu benimseyerek işine sımsıkı sarılan değerli Yazı İşleri Müdürüm Behnan KARA’ya ne kadar teşekkür etsem azdır. Tabii ki burada benim büromda çalışarak gazetenin hazırlanmasına katkıda bulunan Gamze hanıma, Besime hanıma, Nazlı hanıma, en büyük yükümüzü çeken değerli baskıcı arkadaşlarım Mehmet’e, Murat’a, Fatih’e, ve gazetemizin sizlere ulaşmasında emeğini esirgemeyerek yağmur-çamur demeden günlük gazetemizi sizlere ulaştıran gazete dağıtıcımız Adem KARAÖZ’e ve diğer gazetemiz’de çalışan isimlerini tek tek sayamayacağımız ve hiçbir yardım ve desteklerini bizlerden esirgemeyen bütün mesai arkadaşlarımıza ve değerli muhasebe müdürüm Aslanbey’e sonsuz teşekkür ediyorum.
Ayrıca Merzifon’da başta Sayın Kaymakamım Kazım TEKİN olmak üzere herkesin şahsıma AYDIN DOĞAN benzetmesi de doğrusu biraz hoşumuza gitmiyor da değil. Her insanda kolay kolay Aydın DOĞAN olamaz demekten kendimizi alamıyoruz.
Bilgi Gazetesi Bugünden itibaren renkli olarak siz değerli okuyucularımıza ulaşmanın mutluluğunu yaşamaktadır. Bilgi Gazetesi olarak ne kadar zor bir göreve başladığımızı belirterek, bugünden itibaren iki sayfamızı renkli olarak sizlere sunacağız. İleriki aylardan itibarende gazetemizin renkli sayfa adetini çoğaltmak için büyük çaba sarfedeceğiz. Dün olduğu gibi bugünde ilklere imza atmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz.
 




Bankalar

İlçemiz’de son yıllarda gelişen ve çoğalan kurumları hiç merat ettiniz mi? Sizleri bilmem ama ben çok merakla bu gelişmeleri takip etmekteyim. Geçtiğimiz aylarda bir Banka Müdürü arkadaşımla yaptığım sohbette inanın ortaya çok ilginç ve inanmak istemediğimiz tablolar ortaya çıkmaktadır.
Bu da neydi demeyin biraz elbette merak edelim ki yazımıza başlamadan bitirmemiş oluruz. Teşvik yasasıyla şahlanan ilçemiz’de esnaflarımız soluğu bankalarda alarak bişeyler yapmanın hesaplarını yapmaya başladılar. Kimileri aldığı kredileri yerinde kullanırken kimileri de bilinçsiz kullanmalarından dolayı piyasada yaşanan nakit sıkıntısına adeta davetiye çıkarmış oldular.
Bankalar deyip geçmeyelim. Bankanın görevi elektrik – su faturası veya havale organı olarak görmemeliyiz. Elbette Bankaların görevi vatandaşa kredi vermek (yani para satmak)tır. Bu da doğal haklarıdır. Beş yıl öncesi faizleriyle bugün ki faiz oranlarını karşılaştırmak isterseniz en mantıklı iş bankalardan kredi almaktır. Kredi almak iyi ama bunu yerinde kullanmak o alışkanlık işte bizim esnafımızda fazla görülmemektedir.
Bugün 10 bin YTL’ye ihtiyacımız var ise 20 bin YTL alıyoruz bunu ödemekte de güçlük çekiyoruz. Ondan sonrada vay efendim piyasada para sıkıntısı var, vay efendim bu nasıl iktidar piyasada para koymadılar, vay efendim işte kriz döneminde bundan iyi durumdaydık. Her gün zam vardı ama para sıkıntısı çekmiyorduk diye hepimiz sersenişte bulunuyoruz. Doğru söylüyoruz ama o tarihlerde banka faizlerinin çok yüksek olduğu için bu kadar bankalardan kredi kullanma gereği duymuyorduk. Daha doğrusu bankalar bu kadar kolay kredi vermiyorlardı. Hele hele şimdi siz isteseniz de istemeseniz de bankalara önüne gelen herkese el ilanı dağıtır gibi visa kartı dağıtmaktadır. Tabi ki bu da bizim işimize geliyor, cebimizden o an para çıkmıyor ama ay sonu gelen faturalar vay anam türküsünü söyletiyor bizlere.
Geriye dönüp bakalım. Birkaç Yıl öncesinde iki kefille kredi veren bankalarımız bugün yanına bir de ipotek istiyor. Bizler bunun farkında bile olamıyoruz. Alacağınız 20 bin YTL’lik kredinize 70-80 bin YTL’lik evinizi veriyorsunuz ama işimiz görülsünden hareket ederek günü kurtarmaya çalışmaktayız. İnşallah alacağınız 20 bin YTL’lik krediler için 70-80 bin YTL’lik eviniz elinizden gitmez. Tabii canım bizler uyanık insanlarız olayı oralara getirmeyiz düşüncesinden biran önce vaz geçmeliyiz.
Son günlerde İlçemiz’de korkunç derecede banka şubelerinin açıldığı ve açılacağı yönünde haberler alıyoruz. Şu anda İlçemiz’de 7 tane banka şubesi var idi Yapı Kredinin açılmasıyla banka sayısı sekiz’e yükseldi. Çok Yakında Denizbank şubesini açıyor, Garanti Bank gibi çok sayıda bankanın şube açacağı haberlerini almaktayız. Tahminen 2008 yılı sonuna kadar İlçemiz’deki banka sayısı 15’i bulacak gibi. Elbette banka şubelerinin açılması kadar doğal bişey olamaz çünkü vatandaşın, esnafın, memurun paraları bankalardan dışarı çıkmıyor. Banka Sahipleri bunun farkına vararak soluğu Merzifon’da alıyorlar. Memur araç kredisi alıyor, ev kredisi alıyor, ihtiyaç kredisi alıyor, esnaf yine aynı senaryoları izliyor, çift maaşı alan emeklilerde bu yolu tercih edince vay anam benim esnafımın çektiği çileler demeden geçemeyiz.
Neden mi ?
Çünkü esnafa borcu olanlar yahu nasıl olsa Ahmet efendi – Mehmet Efendi bu ay biri idare eder, ama bankanın taksidini öncelikle yatırmam lazım. Diğer geliyor Ahmet – Mehmet efendiye vereceği veresiyenin dörtte birini getiriyor ya kusura bakma felan oldu –filan oldu getiremedim pekala neden bankanın kredisini tam yatırıyoruz da esnafın kini yarım onu da gecikmeli veriyoruz. Zavallı esnaflarımız nasıl olsa veresiyesini alabilmek için yine mal vermek zorunda kalıyor bu kez 100 liralık veresiye 200-250 liraya yükselmiyor mu?
Değerli okuyucularım şimdi yazımın başında bahsettiğim konuya dönmek istiyorum. Çok samimi olduğum bir banka müdürüyle yaptığım görüşmede Bankasının Merzifon Şubesine çeşitli birimlere ödenmek üzere 300 bin YTL’lik maaş bedeli gelmiş. Bu paralar dağıldıktan iki gün sonra tekrar aynı şube Genel Merkezine 280 bin YTL’lik parayı iade etmiştir. Yani o bankadan bir ayda Merzifon piyasasına giren para nakdi sadece ve sadece 20 bin YTL’dir. Bu hangi hükümetin ve siyasinin suçudur birileri çıksın bunu bana anlatsın. Kendi kendimizi boşuna avutmayalım. Nasıl olsa ne olursa vur abalıya, yazık yazık bir kez daha yazık boşu boşuna birilerine çamur atmayalım, Önce kendi paçalarımızı temizleyelim ondan sonra birilerini eleştirelim.

 




21 MART DUYGU TRENİ MERZİFON’DAN GEÇTİ
21 Mart 2008 Cuma Günü Merzifon’umuz Tarihi günlerinden birisini daha yaşadı. Yıllardan beri sadece siyasilerin verdiği vaatlerde kalan şunu yapacağız bunu yapıyoruz, şunu yapmaya hazırız vs. seslerinin bire bir gerçekleşmesine ne yazık ki canlı şahit olmanın mutluluğunu Merzifonlu’lar olarak hep birlikte yaşadık.
Benim her zamanki seslenişlerimin başında şu gelmektedir. Merzifon’a bir çivi çakanın kim olursa olsun, hangi parti olursa olsun karşısında minnetle eğilmesini bilmeliyiz. Merzifon’a gelen hizmetler kalıcı ama partiler elbette gidicidir. Onun içinde partilerle değil yapılan hizmetlerle yarışmasını bilmeliyiz. Yapılan hizmetlere her Merzifon’lu gibi bizlerde teşekkür etmeliyiz.
Tarih 21 Mart 2008 Türkiye’nin her yerinde Nevruz Bayramının kutlandığı bir dönemde başka proğramların olmayacağı kanısında ki vatandaşlarımız Merzifon’da dopdolu proğramlarla baharı karşılamalarından daha mutlu ne olabilir ki. Varmı benim Merzifon’uma başka hizmet getirmek isteyen demeden geçemiyorum.
İsterseniz 21 Mart 2008 Cuma gününü kısaca bir gözden geçirelim.
Sabah Saat 10.00’da Bir tarafta Baharın Müjdesini veren Nevruz Kutlaması proğramı Polis Halim Çalkan İlköğretim Okulunda yapılmakta idi. Buradaki güzel proğramda fazla kalamamanın üzüntüsü içerisindeyim. Kalamama sebebim ise aynı saat Merzifon Kapalı Spor Salonunda düzenlenen Polis Eğitim Okulumuzun 3. dönem mezunuyit törenini oluşuydu.
Kapalı Spor Salonuna girmenin bu kadar zor olduğunu 25 yıllık mesleğimde ilk zkez yaşadım desem belki yalan olmazdı. Çünkü Salon hınca hınç dolmuştu 672 öğrencimizin mesleğe ilk adımlarını atacağı bugünde Türkiye’nin dört bir yanından gelen ailelerinin de katılımıyla muhteşem bir gün yaşadık.
İlçemize Polis Okulunun kurulacağını belirten rahmetli Belediye Başkanımız Hayati İNCEKUL’un bu sözlerine siyasi yatırım diyenlerin Cuma günkü manzarayı görünce ne kadar yanıldıklarını bir kez daha görmek bizleri ne kadar mutlu etmiştir. Yine de Rahmetli Başkanımız o törende yoktu ama ruhu bu töreni bizimle birlikte hissetti.
Merzifon’umuza bugün yaklaşık 600 ailenin evlatlarının yemin törenlerine gelerek İlçemiz’de adeta bir bayram havası estirmesi kadar güzel bişey olabilir mi? Cuma günü bu misafirlerin İlçemize bıraktığı maddi değerin bedelini birileri çıkıp bize anlatabilirmi acaba? Elbette bazı şeyler sadece yaşanır ama anlatılamaz. İşte bizlerde Merzifonlular olarak bu güzel günü hep beraber yaşamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yıllardan beri Merzifon’da böyle bir güzel günün yaşandığını anımsamakta güçlük çekmiyoruz. Bizlere bu güzel günleri yaşatan tüm yetkilileri yürekten kutlayarak ayakta alkışlıyoruz.
21 Mart 2008 Cuma gününü burada bitirmek istemiyoruz.
Saatlerimiz 12.45’i gösterirken yine bir tarihimizin ayağa kalkacak olmasının mutluluğıunu hep beraber yaşıyoruz. Burada belki tarihi yanlış anımsayabilir ama burada yapılan açıklamalara göre 377 yıl önce yapılan Tarihi Taşhanımız artık atıl vasiyetinden kurtularak modern bir otel kapsamına katılarak İlçemiz ticaretine katkı sağlayacaktı.
Burada düzenlenen törende Vakıflar Bölge Müdürü İsmail AKTAŞ’ın Atıl durumdaki Taşhan’ın Merzifon’a 11’i suit oda 16’sı’da normal oda olmak üzere toplam 27 oda için 2 milyon (2 trilyon) lira harcanacağını belirtmesinden güzel bişey olabilir mi? Peşinden kürsüye gelen AKP Milletvekili Akif GÜLLE’nin yaptığı anlamlı konuşma bizleri daha da etkilemiştir. Gülle; 377 yıl önce yapılan bu eserin yanından geçerken her zaman ecdatlarımızın kemiklerinin sızlaması bizleri huzursuz etmekteydi. Ama bugün ecdatlarımıza karşı görevimizi yerine getirmenin mutluluğunu yaşayarak ölüyü adeta diriltmek için atmış olduğumuz ilk adımdan dolayı çok mutluyuz demesi kadar güzel bişeylerin olamayacağı kanısındayım.
Eski rakamlarla 2 trilyon liraya malolacak olan Taşhanımızın canlanmasıyla birlikte ilçemiz’de atıl durumda kalan tarihi eserimizin kaldığını zannetmiyorum. Buradan Hem Başta Vakıflar Bölge Müdürlüğü olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etmeden geçemeyiz. Mesleğim gereği Vakıflar Bölge Müdürlüğünün şimdi de sıra Gümüşhacıköy’deki tarihi eserlere geldi dediğini de gayet iyi bilmekteyim. Merzifon bitti şimdi sıra Gümüşhacıköy’deki tarihi eserlere gelmesi de komşu ilçemiz açısından bizlere büyük mutluluk vermektedir.
21 Mart 2008 Cuma Gününün hızı kesilmek bilmiyordu.
Saat 14.00’de başka bir hizmet rüzgarıda Merzifon belediyesinden esmekteydi.
Yine rahmetle anmadan geçemediğimiz rahmetli Belediye Başkanı Hayati İNCEKUL’un üzerinde büyük hassasiyetle durduğu bunu faaliyete geçirmek için ömrünün yetmediği ve bunun arzusunu büyük hassasiyetle yerine getirmeye devam eden Belediye Başkanı Kadri AYDINLI’nın gayret gösterdiği kapalı Pazar yeri ve fuar alanı olarak kullanılmak istenen 10 bin metrekarelik dev bir tesisin temel atma töreni vardı.
İlçemiz Kuruçay mevkiinde kurulacak olan Pazar ve Fuar alanının temel atma töreninde de büyük coşku ve mutluluk vardı. 1.5 trilyon liraya malolacak olan Pazar ve Fuar alanıyla ilgili bilgiler veren Belediye Başkanı M.Kadri AYDINLI’nın Temmuz ayında yapılacak olan Merzifon Haftasına yetişeceğini belirtmesi doğrusu törene katılanları bile şaşırttı. Ama Kadri Başkan eğer yetişecek diyorsa mutlaka bildiği bir şey vardır. Çürmü kendisinin mesleğinin müteahhit olduğu için başkanın bu sözüne bizlerde sonuna kadar güveniyoruz. Sen işini bilirsin başkan demeden geçemiyoruz.
21 Mart 2008 Cuma gününü herhalde uzun süre hafızalarımızdan silemeyeceğiz. Çünkü benim memleketime bir çivi çakanın karşısında her zaman düğmemizi ileklemeyi bilmemiz lazımdır. Benim memleketime hizmet gelsinde hangi parti veya kişi tarafından gelmesi beni o kadar ilgilendirmez. Önemli olan faydalanması gerekenlerden Merzifon’umuzun da en iyi şekilde nasibini alması kadar doğal bişeylerin olmayacağı kanısını taşıyarak 21 Martta Duygu Treninin Merzifon’dan geçtiğini belirterek, yapılan ve yapılacak olan hizmetlerin İlçemize hayırlı-uğurlu olmasını diliyor, emeği geçen herkese defalarca teşekkür ediyorum.
 



Çanakkale Zaferini Yaşadık…

28 Mart 2008 Cuma Günü İlçemizin en etkin derneklerinden birisi olan REYHAN – DER’in düzenlediği “ÇANAKKALE DESTANI” adlı konferans bizleri adeta o tarih sayfalarına götürdü.
REYHAN – DER’in düzenlediği “ÇANAKKALE DESTANI” adlı konferansta Bahçelievler Kültür Sarayında Merzifonlulara seslenen Araştırmacı Yazar Talha UĞURLUEL, o kadar mütevazi, o kadar duygusal anlatımı – sunumu gerçekten de salonu dolduran yaklaşık 1000 kişiye duygusal anlar yaşattı.
Salonda bulunan 1000 kişinin ağzından tek çıt bile çıkmaması adeta cephede savaşan aslanlarımızın yerinde hissettik kendimizi. Her an elimiz’de silahla düşmana karşı nasıl ateş edebiliriz düşüncelerimizi doğrusu hep içimizden geçirmedik değil.
Çanakkale zaferinin anlatıldığı gibi o kadar kolay kazanılmadığı dün gösterilen slayt gösterileriyle bir kez daha gözler önüne serildi. Doğru dürüst silahımızın olmadığı, düşmanlarımızın havadan – karadan modern silahlarla bize saldırdığı ve bizlerin de piyade tüfekleriyle düşmanlarımızla nasıl başa çıktığımızı görmek gögsümüzü bir kez daha kabarttı. Onların modern silahlarına bizler inancımızla karşılık vermişiz. Çanakkale de Ülkemiz için şehit olan o kahramanlarımız karşısında bir kez daha minnetle eğiliyoruz.
O mütevazi sesiyle salondakileri duygusallığa bürüyerek bizleri Çanakkale Savaşının nasıl kazanıldığını tek tek anlatan Araştırmacı Yazar Talha UĞURLUEL’i bu anlamlı konferansından dolayı tebrik ediyor, bu değerli meslektaşımızı bizlerle ve Merzifon halkıyla kucaklaştıran REYHAN – DER Yönetim kuruluna teşekkür ediyorum.